Kornis takılır
Aynalara gülümseyişinizi daima güzel yansıtır
▪ Arama Yap
▪ Günün Sözü

Çok danışanın doğru iş yaptığında öveni; hata yaptığında mazur göreni eksik olmaz. (Hz. Ali (ra))

▪ Bir Atasözü

? Bir üniversite mezunu ve bir de köpek istediği herşeyi yapabilir. (Polonya Atasözü)

▪ Bir Ayet

Dediler ki: “Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten Sen, her şeyi bilen, hüküm ve hikmet sahibi olansın.” ((Bakara Suresi,32) )

▪ Bir Hadis

´Üç kişiye kıyamet gününde Allah, nazar etmez; onları tezkiye etmez ve onlar için elim bir azap vardır: Okuturken yetimi ezen hoca, ihtiyacı yok iken dilencilik yapan kimse, yaranmak için sultana dalkavukluk yapan adam. ´ (Ravi: Hz. Ibni Abbas ((R.A))

Anadolu Gençlik
Efendimizin Çok Evliliklerinin Hikmetleri
Cenab-ı Hakk'ın, "Andolsun ki, Rasûiullah'da sizin için, Al­lah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için bir "üsve-i hasene: en güzel örnek' vardır." (Ahzab, 21)
17.05.2011
1083

Efendimizin Çok Evliliklerinin Hikmetleri

C enab-ı Hakk'ın, "Andolsun ki, Rasûiullah'da sizin için, Al­lah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için bir "üsve-i hasene: en güzel örnek' vardır." (Ahzab, 21) diye takdim etmiş olduğu bir insan hakkında, sû-i zanda bulunmak ve hatta iftiralar atmak cahillikten öte, kötü niyet ve dinden uzak bulunmanın alâ­metidir.

Zira Rabbimiz, bize sevgili Peygambe­rimizi her hususta örnek kılmıştır. Bunları en başında ve en önemlisi aile hayatıdır. Bilindiği üzere Peygam­ber Efendimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- çok evlilik yapmıştır. Efendi­miz’in evlendiği mübarek eşleri şunlar­dır. Hz. Hatice (r); Hz. Şevde binti Zem'a (r); Hz. Aişe (r); Hz. Hafsa binti Ömer (r); Hz. Zeynep binti Huzeyme (r); Hz. Zeyneb binti Cahş (r); Hz. Ümmü Seleme (r); Hz. Ü mmü Habîbe (Remle binti Ebî Süfyan) (r); Hz. Cüveyriye binti Hâris (r); Hz. Safiyye binti Huyey (r); Hz. Mâriyetü'l-Kıbtiyye (Ümmü İbrahim) (r); Meymune binti Hâris (r)

Peygamberimizin her bir evliliğinin pek çok sebep ve hikmeti bulunmak­tadır. Efendimizin gençlik devresiyle ile ilgili iffet ve namustan öte bir şey bilinmemektedir. Bu Mekkelilerin tak­mış olduğu "el-Emîn" isminden de ra­hatça anlaşılabilir. Yine onu karala­mak için fırsat kollayan müşrikler, Peygamber olduğunu söylediği andan itibaren vefat edene kadar, hiçbir zaman Allah Rasulü hakkında böyle yakışıksız bir iftirada bulunmamışlar­dır.

Peygamber Efendimiz, Mekke devri boyunca bir defa evlenmiştir, Hazret- i Hatice validemizle vuku bulan bu evlilik esnasında Peygamberimiz 25 yaşında, Hazret-i Hatice annemiz de 40 yaşında, dul ve çocuk sahibiydi, 25 yıl süren bu evlilik hayatı boyunca, Allah Rasuiü başka bir kadınla evlen­medi. Hâlbuki örf ve gelenekler başka kadınlarla evlenmesine musaitti. Ancak Hatice annemizin vefatın­dan sonra ev işlerini görmek ve ço­cuklarının bakımı için, yine yaşlı ve dul bir kadın olan Hazret-i Sevde ile evlendi. Hazret-i Sevde'nin eşi Habe­şistan hicretinden sonra orada vefat etmiş ve Hazret-i Sevde yalnız başına ortada kalmıştı. Akrabaları da o Müslüman olduğu için baskı yapıyorlardı. Yalnız kalan bu muhtereme hanımın taltif edilmesi için, Peygamber Efen­dimiz bu hanımla evlenmiştir.

Medine devrinin başlamasından iti­baren yepyeni bir dönem oluşmak­taydı. O -sallallâhu aleyhi ve sellemin-, bir Peygamber olmanın yanı sıra yeni kurulan devletin başkanı, bir komu­tan ve çağlara ve bütün insanlara mesajını en güzel şekilde ulaştırması gereken bir eğitimciydi. Evliliklerine de bu vasıfların yansıması çok rahat bir şekilde fark edilir. Onun evlilikleri dînî, içtimaî, iktisâdı ve ahlâkî birçok sebep ve hikmete dayanmaktaydı.

Hazret-i Âişe: Peygamberimizin ha­nımları arasında yalnız Hazret-i Âişe genç ve bakire idi. Yaşı oldukça küçük olmasına rağmen, oldukça zeki ve anlayışlı olan Âişe validemiz sayesinde hanımlara ait fıkıh yerleşecek, peygamberimizin vefatından yaklaşık elli-altmış yıl sonraya Kadar bu fıkhi meseleler birinci ağızdan ashâb-ı kirama, onların hanım ve kız­larına, hatta torunlarına ulaştırıla­caktı. Peygamberimiz -saltallâhu aleyhi ve sellem-, "Dininizin yarısını Aişe'den öğrenin" buyurmak suretiyle bu gerçeğe işaret etmiştir. Nitekim Peygamber Efendimizden en çok hadis rivayet eden (muksirun) 7 şa­hıstan biri olan Hazret-i Âişe, 2210 hadis rivayet etmiştir. Bunlardan 194'ü hem Buhârî, hem de Müslim tarafından birlikte (müttefekun aleyh) rivayet edilmiştir.

Aynı şekilde Hazret-i Ömer'in kızı Hazret-i Hafsa ile de evlenen Peygambe­rimiz bu akrabalık bağını gözetmiştir. Eşi, Bedir’de yaralanıp sonra da şehid olan Hafsa validemiz, Hazret-i Ömer tarafından sırasıyla Hazret-i Ebûbekir ve Hazret-i Osman'la nikahlanmak is­tenmiş, fakat onlar bu teklifi karşılık sız bırakınca Hazret-i Ömer hüzünlenmişti. Nihayet hicretin üçüncü senesinde Peygamberimiz Hazret-i Hafsa’yla evlendi. Ve bu ev­lilik, eski dostların arasını da düzelt­mişti.

Peygamberimizin Hazret-i Zeyneb ile evliliği ise en çok tartışılan ve pek çok hikmetlerle dolu bir evliliktir. Zira Pey­gamberimiz, halasının kızı olan Zey­neb'i, Zeyneb validemizin çok fazla gönüllü olmamasına rağmen kendi azatlı kölesi Zeyd ile evlendirmiş ve böylece "zengin-fakir, asil-köle" ayrımını yıkmış, insanların bir tarağın diş­leri gibi eşit olduğunu en yakınları vasıtasıyla göstermiştir. Daha sonra bu evlilik, Zeyneb validemizin ve ak­rabalarının ısrarlarıyla dayanılmaz hale gelmiş, kocası Zeyd'in Peygam­berimize olan boşanma müracaatları da sonuçsuz kalmıştır.

Nihayet Zeyd bu hâle dayanamamış, Zeyneb'i boşamıştı. Daha sonra inen âyetlerle (Ahzâb, 37), halasının kızı Zeyneb'le Peygamber Efendimizin nikâhı emredilmiştir. Böylece cahiliye devrinin 'evlatlığın hanımı ile evlenme yasağını, Peygamberimiz tatbikatıyla kaldırmış ve "öz evlat" ile "evlatlıksın birbirinden farkı ortaya çıkmıştır.

Hayber'deki Yahudi liderinin kızı Safiyye validemiz ile evliliği ise Yahudi­lerle mevcut münasebetleri düzeltmek içindir.

Bir kabile reisinin kızı olan Cüveyriye -radıyallahu anha- ile evliliği de bin­lerce harb esirinin aynı anda özgür­lüğe kavuşmasına ve bu vesileyle hidayetlerine sebep olmuştur.

Ebu Süfyan'ın kızı Ümmü Habibe ile evliliğinde ise Ümmü Habibe'yi taltif etme (ödüllendirme) durumu sözkonusudur. Zira Ümmü Habibe, eşi Ha­beşistan'da irtidad ettiği ve kendisi çok zor şartlar altında kaldığı halde dinini müdafaa etmiş ve o sırada Mekke'nin lideri olan babası müşrik Ebû Süfyan'a müracaat etmemişti. Peygamberimiz -sallallâhu aleyhi ve sellem- onu himayesine alıp, kendi­siyle evlenmiş ve onu ortada kalmak­tan kurtarmıştı.

Aynı zamanda bu evlilikle Mekke müşrikleri arasındaki soğukluk da azalmaktaydı. Rasûl-i Ekrem, sırf şehvet yüzünden evlenmiş olsaydı, Medine'de Muhacirler ile Ensârın çok güzel kızları vardı. Herhangi bir Müs­lüman, kızını Peygambere vermeyi şeref sayar, kızlar da "Peygamber zevcesi" ve "müminlerin annesi" ol­maya can atardı. Fakat Peygamberi­miz bu yola hiç müracaat etmemiştir.

İşte bütün bu ve benzeri birçok si­yasî, dînî ahlâkî ve içtimaî sebepler­den ve bilhassa İslam hukukunda kadınları ilgilendiren konularda yeterli sayıda bilgili, tecrübeli, yetişmiş insan bırakmak gayesiyle Allah Rasulü, Cenab-ı Hakk'ın izni ve emriyle birçok hanımla evlenmiştir.

Sonuç

Netice itibariyle kısaca, Peygamberi­mizin evliliklerinin hikmetlerini şöyle özetleyebiliriz:

1. Peygamberimizin aile hayatı hak­kında ümmetin öğrenmesi gereken bütün hususlar, çok farklı ve muhte­rem kimseler tarafından ümmete İn­tikal ettirilsin. Böylece "üsve-i

hasene" olan bir zâtın hiçbir hâli gizli kalmasın. Nitekim, Hazret-i Hatice hariç bütün vâlidelerimizden hadis ri­vayet edilmiştir. (Özellikle Hazret-i Âişe)

2.Dinin tamamı en mükemmel bir şekilde öğrenilsin ve öğretilsin.

3.Himayeye muhtaç, dine hizmeti geçmiş hanımlara "mü'minlerin an­nesi" olma şerefi verilsin. (Hazret-i Şevde„ Huzeyme kızı Zeyneb, Ümmü Seleme, Ümmü Habîbe, Meymûne)

4.Çeşitli kabile ve cemaatlerle tesis edilen akrabalık sebebiyle düşman­lıkları hafiflesin ve dine meyletmeye başlasınlar. Hidayete vesile olsun. (Hazret-i Cüveyriye, Hazret-i Safiyye, Mariye)

5.Dinin ahkâmı otursun. Allah Rasûlü yeni hükümleri bizzat kendisi tat­bik ederek veya akrabalarına tatbik ettirerek, cahiliye geleneklerini yıkmış ve İslâm nizamını oturtmuştur.

6.Çocuklarının bakım ve terbiyesi aksamadan devam etsin. Bu sayede ümmete örnek insanlar yetişsin.

7.Çok yakın ve eski dostluklar, akra­balık bağlarıyla güçlensin ve kalıcı olsun. (Hazret-i Aişe, Hazret-i Hafsa, Cahş kızı Zeyneb)

Murat BAŞARAN-Anadolu Gençlik Dergisi

Navigasyon ve Bilgi
▪ Ekleyen: Editör Editör
▪ Sonraki Konuya Git: Çağcıl Hastalık Modernizmin Gençlik Tasavvuru
▪ Önceki Konuya Git: Sigara Evine Dön!
Ben Okumalıyım // Anadolu Gençlik Kategorisine Dön
Ben Okumalıyım Kategorisine Dön
Anasayfaya Dön
▪ Yorumlar
Bu konuya yorum yapılmamış. Hemen ilk yorumu siz yapın...
▪ Yorum Yaz
Ad Soyad:
Konu Puanı:
Yorumunuz:
This Is CAPTCHA Image