|
|
 |
| Gizemin Nefesi.. |
| Kırlara sevdasını serpen rüzgâr Konar mı papatyaların ıtırdan sinesine Göle inen sevdalı kuşlar‚söğüde sığınan kumrular Bir lahza içer mi can suyundan. |
|
 |
| Kadına Yönelik Şiddet |
| Kadına yönelik şiddetin büyük oranda aile içinde gerçekleşmesi ve iktidar ilişkisinin bir parçası olması nedeniyle psikolojik durum ile ilgili klinik tablo belirgin bazı özellikler göstermektedir. Travma sonrası stres bozukluğunun bir alt grubu olarak tanımlanan HIRPALANMIŞ KADIN SENDROMU; erken dönemde şok‚ reddetme‚ içe kapanma‚ konfüzyon‚ küntleşme‚ korku ve depresyon bulguları‚ geç dönemde ise korku‚ kaygı‚ yorgunluk‚ uykusuzluk‚ yeme bozuklukları‚ kayıp‚ ihanet ve umutsuzluk duygusu ile ortaya çıkmaktadır. |
|
 |
| MUTLU AŞK YOKTUR |
| Vakit çok geç artık hayatı öğrenmeye Yüreklerimiz birlikte ağlasın sabaha dek En küçük şarkı için nice mutsuzluk gerek Bir ürperişi nice pişmanlıkla ödemek Nice hıçkırık gerek bir gitar ezgisine Mutlu aşk yoktur |
|
 |
| Mehmet! Akif'i yakından tanıyalım -2 |
| Haksızlık etmektense edilmeyi seviyor‚ bu mazlûmiyet onun feragatinin hududunu genişletiyordu; genişleyen feragatte dostları rahatlık duyuyorlardı. Sonra kanaatlerini kabul etmemek imkânı da vardı: Yalnız tarzını bilmek şartıyla. Spinoza'nın şu sözünü çok severdi: Saadet faziletin mükâfatı değildir‚ faziletin bizzat kendisidir." Sıkça "Memleketimin maneviyatı yıkılırken öyle ince bir adam olamam!" derdi. |
|
 |
| TİTRETMEYE bu yeter! |
| "Hayır!" cevabını alan piskopos "Türkler demek hâlâ yaşadık¬ları toprakların altında neler olduğunun farkında değiller!" diye karşılık verir. |
|
 |
| Mukaddime |
| İstanbul baskısı esas alınarak yapılan bu ilk okumalar‚ Dr. Yavuz Yıldırım’la birebir mukabele edilerek ilk tashihleri yapıldı. Daha sonra yukarıda isimleri belirtilen hazırlık heyeti üyeleri‚ yine Dr. Yavuz Yıldırım’ın danışmanlığı ile iki yılı aşkın bir zaman diliminde yaptıkları uzun toplantılarda üç ciltlik eserin tamamını İstanbul ve Bulak baskıları ile mukayeseli olarak birlikte mukabele ettiler. Metinde karşılaşılan okuma problemleri ve diğer sorunlar konusunda‚ bu heyet tarafından nihai tercihler yapılarak esere son şekli verildi. |
|
 |
| Ben sende zaten kor olmuşum… |
| Seni saklardım ben deruni kuyularda… Hâlbuki ne kadar yakınımdasın‚ bir nefes üfleyişi kadar... Her aldığın nefesi hissediyorum ben ey yar! Üç noktalı cümleler biriktirirdim senin için... Sesimi dağlar kesmese sana hep "Seni Seviyorum" diye haykırırım‚ ama bu haykırışı senden başka kimseler duymasın. Sonra kıskanır‚ nazar ederler bu güzide sevgiyi... Bir can borcum vardı‚ o da Rabbime aitti... |
|
 |
| İdarecileri derinden sarsacak vasiyet |
| Köprübaşında bir dervişe rastladı. Selâm verdi. Derviş yak¬laşıp "Hey padişahım! Tövbeye niyetlen‚ çünkü vâden yakındır!" dedi. Padişah dervişe teşekkür edip dualarda bulundu. |
|
 |
| MİSYON belirlemenin 4 yolu |
| Yönetim ekibi bir "ilk versiyon" hazırlasa bile bu tür bir belgenin firmadaki herkes tarafından tekrar tekrar incelenmesi sağlanmalı. Dahası‚ yöneticiler çatı¬şanlarda bu sürece katılmanın mecburî olduğu hissi uyandırman. |
|
 |
| KALP KIRMAK |
| Bir kalbi kırmak senelerce ibâdet ve zikir sevabının hepsini alıp götürür.islâmiyet öyle bir dindir ki kâfirin dahi kalbini kırmayı yasaklamıştır. Nerde kaldı ki Allahü teâlâya ve Onun Peygamberine inanan Allah diyen bir Müslümanın kalbi kırılsın. Zira bir mü’minin kalbini kırmak çok büyük günahtır harâmdır. |
|
 |
| ETME |
| Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme,Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme |
|
 |
| EDEP |
| “İman yetmiş (veya altmış) kadar daldan ibarettir. Bunların en yükseği lâ ilâhe illallah demek‚ en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanmak da imanın dallarından biridir. ” |
|
 |
| NAMAZ |
| Allah’a kulluk yapmanın ölçüsü namazdır. Bir müslüman namaz kılmak suretiyle manen yükselir. Ruhen kemale erer. Manevi hayatımızın canlılığı da başta namaz olmak üzere tüm ibadetlerimizi hakkıyla yerine getirmemize bağlı olacaktır. Canlar cananının emrini hiçe sayan candan ne hayır gelebilir ki? |
|
 |
| Böyle Bitmez Ama Git! |
| Şimdi gitmek istiyorsun ya‚ git! Bütün zamanları sende yitiririm. Bir müddet belki arasın diye beklerim. Ümidimi kaybettiğimde dönersin. Gitmen gerekiyorsa git! Sen bana‚ ben sana yazılmışsak eğer‚ biliyorum ki bu hikayeyi böyle bitiremezsin! |
|
 |
| Demedim Mi? |
| Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi benim? Bir gün kızsan bana‚ alsan başını yüzbin yıllık yere gitsen Dönüp kavuşacağın yer benim demedim mi? Demedim mi şu görünene razı olma Demedim mi sana yaraşır otağ kuran benim asıl. Onu süsleyen bezeyen benim demedim mi? |
|
 |
| PÜF NOKTASI |
| ► Geleceğin bütün çiçekleri bugünün tohumlan içindedir. ► Büyük insanların gayeleri, diğerlerinin hevesleri vardır. |
|
 |
| İNFİLÂK |
| 55 54 53... öğrenci kapıyı tekmelemektedir. 10 9 8... Derken bütün gücüyle kapıya vurmaya başlar, öğrenci kan ter içinde kalmış şekildeyken profesör kapıyı açar ve niçin kapıyı tekmelediğini sorar. Öğrenci de "Bilgisayarda oda 60 saniye sonra infilâk edecek!" yazıyordu. Profesörün cevabı şöyle olur: - O yazı hiç önemi olmayan KÜÇÜK BİR YAZI! Korkmana gerek yok! |
|
 |
| Karı-koca kavgalarını bitiren rol |
| Biraraya gelmiş erkekler hanımlarından şikâyet ederek dertleşmekteler. Bunları dinleyen Şam'ın büyük âlimi Ebû Müslim Havlanî'de şikâyet filân yoktur. Bu haline binaen sorarlar: "Veli gibi bir hanıma düştün, sesin sedan çıkmıyor değil mi?" Omuzlarını silkerek cevap verir: "Bizimkisi veli filân değil, kelimenin tam manâsıyla delidir deli!" |
|
 |
| Neye aldın gelini |
| dip odanın klimi tut kaynanın dilini tutmaz isen dilini neye aldın gelini |
|
 |
| GİTTİN.. |
| Demek ki biz ne can olabildik birbirimize ne de canan. Ne Mevlana olmak bize göreydi ne de Şemse benzemek haddimizeydi. Ne Ferhat gibi cesurduk dağları delecek ne Şirin gibi sabırlı Ferhat’ı bekleyecek. |
|
|
Bir Atasözü
Hiç şüphesiz oruçlu bir kimsenin iftar açacağı anda (yaptığı takdirde) reddedilmeyen duası vardır.[
Hadis-i Şerif
Günün Sözü
Giysilerini kendilerinin en önemli yanı sayanlar genellikle giysilerinden daha değerli olamazlar.
William Hazlitt
|