|
|
| Hasat değil, haşat etmişsin! |
| Kral derhal aşçıyı çağırarak şu emri vermiş: "Bundan sonra biraz değişiklik yapın; bir gün lahana, ertesi gün patates! Anlaşıldı mı? |
|
| Elinden düşen bin parça! |
| Suratından düşen bin parça!" Şükûfe Nihâi hemen atıldı: "Sizinki yine iyiymiş! Bizimkinin elinden düşen bin parça!" |
|
| Eşek arısı derim |
| "Bildiğini öğretmeyene ne dersiniz?" Cevap vermiş: "Eşek arısı derim. Onlar da arıdır ama bal yapmazlar! |
|
| Bir heykeltraşa sormuşlar |
| Tabu bu çekiç darbelerine dayanamayanlar da kendilerindeki güzelliğe ulaşamazlar. |
|
| Boyayı mı beğenmedin, boyacıyı mı? |
| Ömer Seyfeddin "Bunda şaşılacak ne var dostlar?" dedi, "Herifte öyle hafif kafa var ki, minareden atsan yine ayaküstünde bulursun!" |
|
| şaşkınlıkla yakınlığın |
| Cafer şaşkınlıkla yakınlığın derecesini sordu. "Senin baban gençken anamı istemiş. Eğer anamla evlenseydi, şimdi ben sen olurdum!" |
|
| BOĞULACAĞIM! |
| "Ummu'l-bahr, yani denizin anası!" "Allah aşkına bekle bir dakika, bir yerlerden kayık bulayım. Yoksa seninle giderken boğulacağım!" |
|
| Makber |
| Bir yemekte Cevdet tavuğunu bıçakla keserken tavuğun budu tabaktan fırlamış, Nazif’in kucağına düşmüş. Nazif şöyle bir bakıp demiş: "Be... |
|
| Konserve |
| "Bize konservenin ilk icadedildiği zamandan kalma konserveler yedirdiler!" Haşim takılmak için "insan etinden mi?" diye sordu. Nazif ceva... |
|
| Gazeteli resim |
| "Biraderi Siz Resimli Gazete değil, gazeteli resim çıkarmak istiyorsunuz galiba!" |
|
| Esnek Cam |
| Bu habere tepkisi şöyle olmuş — Desenize, camı da en sonunda kendimize benzettik. |
|
| Hangi Hane? |
| "Zatıâtinizi devlethanede, rektörbanede, muayenehanede, hastahanede aradım bulamadım. Acaba siz bunlardan başka hangi hanelerde bulunurs... |
|
| Nadir Güler |
| Cemal Nadir cevap vermiş: - Evet benim adım Güler, ama Nadir Güler... |
|
| Daha İnsaflı |
| - Üstat, benim gözlerimden birinin takma olduğunu biliyor musun? - Evet biliyorum. |
|
| Oturulacak Yer |
| - Aman, bir yolunu bulup İsmail Habip'e İstanbul, İzmir ve Bursa'dan bahsettirmeyelim. Yoksa Türkiye'de oturacak yer bulamayız, demiş. |
|
| Küçük şeyler |
| - İnsanı esas rahatsız eden bu küçük şeylerdir. Koca bir dağın tepesine oturabilirsin de, bir iğnenin tepesine oturamazsın!... |
|
| Yüksek Yer |
| - Tepeye kar yağmış, demiş. Mithat Cemal: - Doğrudur, yüksek yerlere vakitsiz yağar, diye karşılık vermiş. |
|
| Dedi de Dedi |
| - Ulan senin şair dediğin peygamber mi ki, buyurdu diyorsun! O da senin gibi sersemin biri! Buyurdu değil, dedi de, dedi! |
|
| Yeni Neslin Marifeti |
| - Üstadım hayırdır, niçin geciktiniz? Randevunuza geç kalmak sizin mutadınız (âdetiniz) değildir, diyerek bir açıklama istemiş. Ali Şevk... |
|
| Devlet Bile Alamadı |
| Türk Edebiyatı hocası Akif, gençlere bu taklit kokan konuşmalarının dilimiz açısından yanlışlığını uzun izah etmek yerine şöyle demiş: -... |
|
|
Bir Atasözü
Derken kavmi onu yalanladı. Biz de onu ve gemide onunla beraber bulunanları kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayanları da suda boğduk. Çünkü onlar (vicdanları hakka kapalı) kör bir kavim idiler.
A’râf 64
Günün Sözü
Rahmet kapıları dört gece açılır. O gecelerde yapılan dua tevbe reddolmaz. Ramazan bayramının ve Kurban bayramının birinci geceleri Berat gecesi ve Arefe gecesi...
İsfehani
|